Galeri

37

Kategoriler

Süleyman Ovacık

Em. Başkomiser Süleyman Ovacık  a  

Zor şartlarda bir çocukluk dönemi… Ortaokul ve liseyi aile desteği olmadığı için hem çalışıp hem okuyarak bitirme; kazanılan sınavlar, sıkıntılı dönemlerde “Şark”ta geçirilen namlu ucunda günler; “dişiyle, tırnağıyla” denilebilecek türden çıkılan basamaklar, radyoya uzanan ses sanatçılığı, bağlama, derleme, müzikle de iç içe bir yaşam…

Emekli Başkomiser Süleyman Ovacık, “Şairim!” diye ortaya çıkanlardan biri değil, perisi omzuna kondukça, duygu sağanağı yüreğine doldukça yazanlardan.

Editör yardımıyla kitaba dönüşürse çok sevineceğim hoş dizelerinden birkaç örnek üzerinde duralım:

 

ELBET…

 

Her zaman şen şakrak geçmez ki hayat,

Acısı, tatlısı olacak elbet;

Kimisi çok taze, kimisi bayat,

Sırası gelenler gidecek elbet.                                                                          

               

Gençken, hayatını yaşa, dboyunca,

Yarınını düşün, malın olunca.

Bak, nasıl çalışır yerde karınca,

Ağustos böceği, aç kalır elbet…

 

Bugünü yaşarken, dünü unutma,

Geleceği düşün, geleni yutma,

Küpün dolu olsun, olanı satma;

Hazır tez tükenir, tez biter elbet.

c

On birli hece kalıbıyla koşma tarzına benzeyen bir şiir (“Şiir: a. Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi, manzume, nazım, koşuk. b. Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey. TDK”).

Güzel duygular hoşa gidecek, hatırda kalacak şekilde yansıtılmış.

Sorunları da var şiirin: Şair, halk şiiri tarzını denemiş; ancak bazı eksiklikleri de göze çarpıyor bu şekilde aktarımın; redifi kafiye/ uyak olarak görmek, son dizelerin kafiye/ uyak örgüsüne dikkat etmemek gibi.

Bu şiir abab/ cccb/ dddb biçiminde kafiyelense (gitmek, bit-, yit-, sat-, kat-, at-, öt-, it-, et-, yet-, yat- … Aransa ne uyaklar bulunurdu.), son dizelerdeki kafiye/ uyak uyumuna dikkat edilse (Son dizelere bakınız. Redifler çıkarılınca git-/ ol-, bit-/ kal- kalıyor geriye.) ve tabii bunların üzerine 6 + 5 durak sistemi her dizede gözetilmiş olsaydı bu şiir, çok daha güzel olurdu.

 

***

Umut kapısında dikilip durdum,

Ya düş yorumladım ya hayal kurdum,

Ne sadaka aldım, ne zekât sordum;

Bir lokma sevgiye hasretti gönlüm.

 

Şair, sevgi açlığı aktarımı konusunda başarılı görülebilir.

Di’li geçmiş zaman eki kdullanımına gelince, şairin dünü ifade edilmiş, bugünü yok. Şimdi sevgiyi bulmuş mudur? Artık mutlu mu olmuştur anlayamıyoruz. Di’li geçmiş, umuda açılan pencere olabilir mi? Belki…

***

Çirkin ile muhabbet

Değil midir, eziyet?

Var, güzelle sohbet et

Ömrüne ömür katsın…

 

***

Öfkemi kumla,

Kinimi bulutla yaz.

Yarım yapma işini ne olur, tamamla:

Silmeye, dağıtmaya bir minik esintisi sevginin,

Yetsin!

 

İki birimde aktarılan ifadeler, yaygın kullanım içinde yer alanlardan Bize ait olduğunu sandığımız, aslında defalarca kullanılmış ifadeler yani. Önemli mi? Elbette. Fakat şiirde aslolan duygu ya da olguyu daha etkili söyleyebilmektir. Duyguların, olguların, düşüncenin kaç defa söylenmiş olduğu değil, nasıl söylenmiş olduğudur daha da önemli olan. Siz en güzeli hedeflemelisiniz.

Şairin “kalıcı öfke ve kin” konusuna karşı duruşu, güzel ifade edilmiş.

 

***

Sürüldüm sevdanın ıssız çölüne,

Ne soran var ne de bilen hâlimi.

Kimsesiz yolcuyum, ruhlar gölüne,

Gelen giden, paylaşan yok derdimi.

 

İkinci ve dördüncü dizelerde şair, redifle ritmi yakalamak yerine hem uyak hem rediften faydalanmak yoluna gitseydi dörtlük daha güzel olurdu kanaatindeyim (Dert, yurt, kurt, sırt… Hâl, bal, yal, sal (gemi), dal (ağaç dalı)… düşünülebilirdi mesela.).