Galeri

39

Kategoriler

Deli Davut

1Deli Davut… Kara, kirli, kocaman eller, kir yükü, katran karası kocaman ve kel bir kafa, çok kez kabak gibi ortada şişkin bir göbek, minicik kara gözler…

Kimseye zararı yoktur. Yüzünüze bakıp ruhunuzu okumasıyla ünlüdür.

─ Suratın morarmış müdür!.. Kime ne zarar verdin kimbilir?

Yanından geçen, karşısına çıkan birilerinin yüzüne bakıp durup dururken sayıp döker. Öyle güzel yapar ki bu işi, donup kalır dinleyen.

Özellikle görüntüsü kara cahil havası veren, hayırsever esnafa takılan, “beleş”le geçinenleri; imkânı varken doğalgazla değil de bedava kömürle ısınanları veya makarna, yiyecek giyecek torbası peşinde olanları görünce öfkelenmeye başlar.

Çamaşırı fırıldak göreviyle elinde, yanından geçen Suudi kalabalığa bangır bangır bağırıyor:

─ Neye niyet, kime hizmet? Yalan dolan, yağma talan! Uyan Arap, uyan, uyan!

Araplar öfke kaynağı epeydir. Kaybolan gazeteci olayı öfkeyi sele çevirdi. Suudi grup Deli Davut’la karşılaşınca ilgilisi artmış. Yola bakan evlerin sakinleri, kadın, kız, çoluk çocuk2 balkonlara üşüşmüş. Ortalık ana baba günü.

─ Neye niyet, kime hizmet? Yalan dolan, yağma talan! Uyan Arap, uyan, uyan!

Balkonundan kendisini izleyen emekli yargıcımıza bakıyor Davut:

─ Yüreğin düşmüş amca, diyor; yüzün de kızarmış.

Yargıç dalgın, üzgün. Takılsam mı biraz?

─ Hayırdır Onur Bey? Dolar düştü diye mi bu surat?..

─ Onur… Onur lağıma düştü, diyor. Davut yine haklı. Yargıyı…

Elindeki gazeteyi sallıyor:

─ Tanıklar ifade değiştirmiş, adam çıktı, gidiyor. Utanmaz kalemşorlar, çok yüzlüler, hiçbir rezillik karşısında yüzü kızarmayanlar, hâlâ böbürlenme peşinde.

Yan komşusu emekli diplomat. Haberi okumuş ya da dinlemiş. Elini “O da bir şey mi, ohoo…” anlamında sallıyor:

─ Yalnız Onur değil ki düşen, Erdem, Uygar, Özgür, Âlim, Güven, Müslim, Adalet, Saadet… Kim düşmedi ki? Utancımızdan yurt dışına çıkamaz olduk yahu. Eskiden “Demokrasi, hukuk, adalet, uygar Türkiye” adına böbürlenen kim varsa onu gören kahkahalarla gülüyor. Daha başkan seçilmeden adamın biri: “Türkiye’nin üstünü kırmızı çizgiyle çizeceğim. Onlar kiiim, bize ortak olmak kim?!” diyor.

Sokak kalabalık. Delimiz yaşlı, ak sakallı, bordo fesli birini durduruyor:

─ Tedbir tamam, dolar düştü, ama senin yüzün de düşmüş dede, diyor.

─ Git işine, diyor bordo fesli; git işine, başımı belaya sokma benim!

─ Ne kızıyorsun dede, diyor Deli Davut; beynin de yerinde değil bak, çukuru duruyor. Sen kendine edeceğini etmişsin zaten, bana ihtiyacın yok ki!

.