Galeri

14

Kategoriler

95. Yıl

Ülkemize 95 yılın süzgecinden bakalım mı? Bir sahifelik kısacık bir bakış, ama objektif olarak, en azından öyle olmaya çalışarak:

Yerleşim yerlerimize bakalım; doğu, batı, kuzey, güney fark etmez.

Yollarımıza bakalım; otoyollarımıza, köprülerimize, Boğaz’ı aşan, dağı taşı delen tünellerimize…

Barajlarımıza, sanayi ürünü adımlarımıza, ağır sanayi hamlelerimize…

Elinde çanta, dünyayı dolaşan, uzak diyarlaaarda ülkemizi başarıyla temsil eden ihracat emekçisi iş insanlarımıza,

Belediyelerimizin değişen, gelişen hizmetlerine,

O yılların görüntüleriyle karşılaştırarak…

Gurur duymuyorsak gözümüz perdelidir.

Yalnızca yaşam tarzımıza müdahale edildiğini, parti listeli işe alımlar dolayısıyla aç bırakıldığımızı, bizi temsil ettiğine inandıklarımızın hapse atıldığını düşünmemiz, Dede Korkut hikâyelerinin çobandan olma peri oğlu gibi darbe yedikçe kabaran “öfkemiz” yüzündendir.

Yapmayın!

 

Şimdi bir de toplumsal yaşamımızdaki farklılaşmaya bakalım.

İnsanımızdaki bölünme ve çatışmayı, günlük yaşamımızdaki kirlenmeyi, öfkesi dizginlenemeyen insanımızdaki değişimi, yani kabalaşmayı, şımarıklığı, suçlumuzdaki rahatlığı görebiliyor musunuz?

Canı yanan, acısı ayyuka çıkmış kalabalıkların çığlığını duyabiliyor musunuz?

O yılların görüntüleriyle karşılaştırarak…

Bu tablodan utanç duymuyorsak gözümüz perdelidir.

İçeride, yalnızca yönetime muhalif olanlar tarafından dile getiriliyor da olsa, gerektikçe ve öz konuşmayı beceremeyen, bölen, kindar ve inanç taciri olan, kaba konuşan, hakaret eden, küfreden, saygıyı, birleştirmeyi, hoşgörüyü unutan, liyakati, itaatten değersiz kılan bir anlayışın koltuklara yerleştiği, tek sesli ve az düşünenlerin ülkeyi ileri boyutlarda maddî-manevî kayba uğrattığı, ancak sorumlu hiç kimsenin hesap vermediği, bedel ödemediği, bu yüzden denetimin bazı birimlerde ihmal edildiği, ettirildiği, hatta kaldırıldığı sürekli olarak ifade ediliyorsa,

Eski, yeni “yönetici” etiketli bazı kişilerin yaptığı yanlış uygulamalar, kendi aralarındaki tartışmalarla ayyuka çıkmışsa,

Filancaların ortağı ve yol arkadaşları ortalıkta geziniyorken, sıradan vatabndaş önünden geçmeye mecbur bırakıldığı “resmen yasaklanmamış yapılar” yüzünden acı çekiyorsa,

Dışarıda, ülkemizdeki basın hürriyeti, bağımsız yargı, özgürlük alanlarındaki daralma konulu şikâyetler, dünyanın medenî her devletinin dilindeyse,

Kurumlarımız, insanlarımız “güvenilir olmamak”la itham ediliyorsa…

Ve biz hâlâ yanlış yaptıklarımızla dahi övünebiliyorsak kibrimizdendir.

Yapmayın!c

 

Bitse mi artık?

Yetse mi artık?