Galeri

28

Kategoriler

Flash TV Olayı

39

İzlediğim bir televizyon kanalı mı?

Eskiden izlerdim bazı programlarını; bu ülkeyi gerçekten sevdiğine inandığım, ülkemizin çözümü çok zor olacak sorunları karşısında ağlayabilen, işinden olan, hapsedilen, otel odalarında yalnız ölen birilerinin konuşmaları varken.  Sonrasında hayır.

“Derdin ne o zaman?” diyebilirsiniz.

Derdim olan biten!

 “Türkiye’den yayın yapan ilk, Türkiye’nin ise ikinci özel televizyonu” imiş ve şöyle açıklamışlar kapanma nedenlerini:

 

“SUÇUMUZ TARAFSIZLIK…

Flash TV yayın hayatına ara veriyor… Uzun süredir yaşadığımız ve artık çekilmez hâle gelen baskılar nedeniyle, bir süre sesimizi kısıyoruz. İktidar sahiplerinin hukuk tanımaz uygulamaları, idarî, siyasî ve malî baskılar dayanılmaz hâl aldı.

Tüm çalışanlarımızın ve iş paydaşlarımızın zarar görmesini önlemek ve 28 yıllık özel televizyonculuk tarihimize gölge düşürmemek için; yayınlarımıza bir süre ara vermek kararımızı kamuoyuna duyururuz.

BAĞIMSIZ MEDYA EN AZ BAĞIMSIZ YARGI KADAR DEĞERLİDİR.

SAYGILARIMIZLA (Bakınız: Sözcü, 1 Mart 2019 ).”

 

KANALIN SAHİBİ NELER ANLATMIŞ?

Şöyle sıralamış olan biteni:

“… Bey’i İmam Hatip Lisesi’nden beri (yani) 50 yıldır tanırım.”,

“Başbakan olduktan sonraki ilk bakanlar kurulunda (bakanlarına)‘benden uzak durmalarını’ söylemiş.”,

“Erhan Göksel’e program yaptırma (‘Ergenekon kumpasında mağdur edilen, yurdundan uzakta bir otel odasında hayata veda eden Erhan Göksel’in Gerçek Kesit programı’) dediler.”,

“Abdüllatif Şener’i kanala çıkarma diye uyardılar.”,

“Turhan Çömez’i işten at, dediler.”,

“Satır satır geri çektiler bizi.”…

İnanılacak gibi değil, ama şöyle devam ediyor kanal sahibi:

“Kanalın başına şunu koy, diye adam (bile) gönderdiler.”

“Cami imamından …na kadar bütün vatandaşlara yayın yapan bir kanalız… Biz ortalama insana yayın yapıyoruz. Bu insanlar ülkenin sessiz çoğunluğu. Herkes Flash TV’nin sıradan vatandaş üzerindeki etkisini bilir.”,

“Bizim iki tane haber programımız var. Sabahki iki buçuk saat filan. Bir de gece kuşağı bir saat kadar sürüyor. Bu iki yayın zaman zaman hükümeti eleştiriyor. Yıkıcı değil, objektif eleştirilerde bulunuyor. Rahatsız olmuşlar. Bizden bu iki yayının da kaldırılmasını istediler.”,

 “Bizde editoryal bağımsızlık var. Bir harf karışmam işlerine. Onlara güvenirim. ‘Buna dokunma, şuna dokunma’ diyemem. Benden bunu söylememi beklediler.”,

 “Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde iki adayın da mitinglerini yayımladık.”,

“Bizim binamız Bursa’da stadın karşısında. Kim orada miting yapsa ‘Binaya benim resmimi as.’ diye rica ediyor. Muharrem Bey’in resmini astık. Tayyip Bey’in resmini asmaya mecburmuşuz gibi yaptılar. Kızdım, son anda asmadık.”

O gün “…” kızıyor ve “O binayı indireceğiz.” diyor kanal sahibinin açıklamasına göre.

Deprem yönetmeliği bahane ediliyor.

Özel bir şirketten alınan hatalı raporla yıkım kararı alınıyor.

Kanal sahibi, hem ODTÜ’den hem Uludağ Üniversitesi’nden lehine çıkan raporları gösteriyor röportajı yapan gazeteciye. ODTÜ’den iki profesörün imzaladığı değerlendirme şöyle: “Yapıya ‘risklidir’ denmesinin hatalı olduğu kanaatine varılmıştır.”

“Yerel mahkemeler belediyenin yıkımını durdurmazken, son bir umutla istinaf mahkemesine götürülen dosya için (oradan) 20 Şubat’ta Flash TV lehine karar çıktı. Ancak buna rağmen belediye ekibi kanalı yıkmaya başladı.”

“Yıkımı yapan kim mi?… Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı…”

 “Gelinen noktada hukuk tanımazlık, çok açıkça hedef alma var.”,

“Bağımsız, tarafsız yayıncılık yaptırmadılar, onurumuzu kurtarmak için ara verdik.”,

Memleket hayırlı bir yere doğru gitmiyor, bu hâl iyi bir hâl değil.”,

“Allah kimseyi zalimin radarına sokmasın.”

Ve tabii “Yandaş medyayı ihya eden kamu reklamları Flash TV’ye uğramamış. Bunun yerine kanalı uyaran resmi yazılar almışlar.”

 

Kanal sahibi hakkında şöyle bir bilgi de veriliyor o yazıda: “… Eski bir Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) örgütçüsü. Kimi İslamcı, kimi ülkücü olmuş kuşağın içinden merkez sağa yakın görüşlerle çıkmış. Cuma namazına da meyhaneye de giden eski muhafazakâr kuşağın son temsilcilerinden biri (Bakınız: Cumhuriyet, 7 Mart 2019 Perşembe, Barış Terkoğlu, Flash TV’nin Karartılmasının Sırrı.)…”

 

ÇALIŞANI NE DEMİŞ?

(Bakınız: 04 Mart 2019, 23.44, Flash TV eski ana haber bülteni sunucusu Mustafa Yenigün’ün açıklaması):

“… Yıllarımı verdim o kanala. Yıllarca elden maaş aldı herkes. Haklarımızı, geleceğimizi gasp ettiler. Yanlarına kalmayacak.”

“Siyasi baskı ima etmeye çalışmışlar. Yıllarca haber merkezini de yönettim orada. Siyasi baskı vs yok. Hatta hiçbir şey yok. (DİKKAT! Kanal sahibi çalışanıyla aynı evde birlikte yaşamadığına, özel görüşmelerini, telefon konuşmalarını açıklamayı yapan kişinin yanında yapmayacağına göre, açıklamanın bu bölümünü doğru kabul etmek kanal sahibine haksızlık olacaktır.) Kanal yokmuş gibi davranıyor(du) iktidar. Arada bir kendi ilişkilerimizle siyasileri ekrana çıkarırdık. Yöneticiler koltuk ısıtmaktan başka bir ise yaramazdı.”

“Kimi yöneticiler kanalı soyup soğana çevirdi. Ben sesimi yükselttiğimde haber merkezini elimden aldılar. Utanmadan ‘Mustafa yöneticiliği beceremedi.’ dediler. Soyup soğana çevirenler kovuldu; ben işimin başındaydım. Patron kendi sonunu hazırladı.”

“Cebine giren sıcak paranın peşinde, kanalın marka değerinin eridiğini göremedi. Her kuşak doğrudan satış reklamlar(ıy)la, her yayın üçüncü sınıf şarkıcılarla (Yakışık almamış. Kendisi, sanatçılara sınıf, derece, kademe, numara verme makamında değil çünkü.) doldu. Biz yine işimizi yapmaya devam ettik. Aslan gibi ama sürekli işkence gören bir haber merkezi vardı.”

“Vericileri satan mı istersiniz, evleri inci gibi dizen mi istersiniz, parasını almadan ekrana şarkıcı çıkarmayan mı istersiniz; her tür yönetici mevcuttu. Biz mi? Kredi kartının asgarisini ödeyip o limitle ayı doldurmaya bakıyorduk. Sırtı sıvazlanan biz(dik); cebi şişen başkalarıydı.”

“Bana ne yaptılar biliyor musunuz? Tazminatımı hesaplatıp ayrılmak istediğimi söyleyince ‘Bir hafta kafanı dinle, gel konuşuruz.’ dediler. Son gün eve ‘Haber vermeden işe gelmediği için kovulmuştur.’ diye tebligat gönderdiler. Böyle büyük bir patrondur kendileri.”

“Bunları niye anlatıyorum; tarihe not düşmek için. Yoksa davamı açtım, hakkımı bırakmam; merak etmeyin. Ama kapanırken dahi yalana dolana sarılıyorlar. O da muhtemelen eskiye dayanan hukuklarından dolayı …’ın kanala sahip çıkmasını istedikleri içindir.”

“Aslında olay basit; beceremediler, kapatma numarası yapıp durumu kurtarmaya çalışıyorlar. 2-3 ay kanal mı kapanır? Mefruşat dükkânı mı bu? Çalışanları niye belirsizliğe sürüklüyorsunuz? Verin herkesin hakkını. İnsanlar iş ararken aç kalmasın. Sonra kime takla atacaksanız atın.”

 

SONUÇ

Lütfen yukarıdakileri bir kez daha okuyun.

Ben ikisine de inanmak istiyorum, desem açıklamaları çelişiyor.

Kime inanmak istiyorsanız ona inanın.

Geleceğiniz seçiminize bağlı olacaktır.

Hak ettiğiniz odur çünkü!